Beraber bir şehrin gecelerini ezberlemek varken,
Ayrı şehirlerin kör karanlığını arşınlıyoruz.
Ne gün doğuyor bu şehirlere, ne güneş aydınlatıyor...
Varsa yoksa hasret...
Elini bile öpemediğim bir aşkın kokusuna muhtacım.
Oysa biliyorsun ki varlığın benim tek ilacım...
Muhtar Kurt
Keşkeler çoğalır ya bazen, üstüne üstüne saldırır. O zaman sıraya dizip keşkeleri, bir defterde saklamak gerekir. Belki kelimelere hapsedersin onları, bazen çizgilere.
Yok aslında birbirinizden farkınız. Ayrı bir yere koymaya çalıştıklarımla, ayrı bir yerde unutmaya çalıştıklarım; çıkarlarımız çatışana kadar, size ihtiyaç duyulana kadar farklısınız.
Ben ne zaman hüzünlensem, bulutlar yağmur yükünü boşaltmaya gelir bu şehre... Aslında beni anlatamayan bir şarkının mısralarıyla birlikte...
"Dünya bile dönüyor, sen dönmüyorsun" geyiklerinin kucağındayken, sen döndün ya, bu kez dünya durdu. Yokluğunda kalemimden dökülen, binbir anlam yüklediğim kelimeler durdu.
Ayrılık herkese koyar, gidene de kalana da. Gitmek de kalmak da gururumuzdandır. Biri taviz vermeyendir gururundan, diğeri ayaklar altına sermiştir çoktan. (20 Aralık 2011)
Sıkıldım sahte gülücükler dağıtmaktan. Bugün de olduğum gibi mutsuz görünmek istiyorum. Mutsuzluğum senin mutluluğun olacaksa evet mutsuzum. Tek derdim senin mutlu olman değil mi zaten?